senem's profileLoVe Must Be Sincere.. :...BlogLists Tools Help

Blog


    January, 2006

    mor ve ötesi

     

    Image hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.com 

                 Image hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comPhotobucket - Video and Image HostingImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.com   

    Image hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.com

                                       

      Photobucket - Video and Image Hosting

                                                                   

                               

     

             Image hosted by Photobucket.com          Albümdeki 17 dakikalık parçadan bahsetmek istiyorum. Özellikle o parçanın sound’u Mogwai’a çok benziyor. Bu benzetmeyle birlikte aklıma ‘albümün genel sound’unda etkilendiğiniz isimler var mı?’ sorusu geliyor...

    -Harun: O parçadan yola çıkarak albümden bahsedersek eğer o parçada Mogwai etkisi var mı bilemiyorum çünkü Mogwai dinlemiyorum ve bilmiyorum. Daha genele yayarsak etkilendiğimiz müziklerden daha çok kendi serüvenimizden yola çıkarak yaptığımız bir albüm oldu bu. Müziğimizi şekillendiren şeyler yaşadığımız hikayelerdi. Aslında müzikten başka şeyler de olabileceğini farketmiş olduk albüm hazırlık aşamasında. Dinlediğimiz müziklerden etkilenmek ‘büyürken hangi yemekleri yediniz’ gibi bir şey aslında. Ama biz büyürken bir yandan okula gittik bir yandan şunu yaptık, bunu yaptık. Hayatı yaşamak, bir şeyler okumak, bir şeyler görmek, Türkiye’yi dolaşmak, turne yapmak gibi şeyler bizim için müzik dinlemekten çok daha etkili oldu. Gerçi bu benim yorumum ama; sen Mogwai sever misin sen Burak?

    -Burak: Ben az biliyorum Mogwai’ı ama bahsettiğimiz parça bizim sıklıkla yaptığımız müziğin nereye akıcağını bilmeden ortaya çıkardığımız bir parça.

    Stüdyoda takılırken mi oluştu bu parça yoksa kayıtlar için özel hazırladığınız bir parça mıydı?

    -B: Aslında kayıt için uygun bir ortamdaydık. Film müziği projemiz sırasında uzun süre emprovize takılıyorduk ve o sırada ortaya çıktı. Ordaki şey aslında dört kişinin içsel bir yolculuğa çıkması durumu. Bu sebeple de diğer parçalardan farklı görünüyor.

    Ama sorunun başına dönersek Harun’un da dediği gibi etkileşim yaşamadık, yılların birikimi ile oluştu bu albüm.

    Önceki albümleri şimdi tekrar dinlediğinizde sıkıldığınız ve şimdi çok daha iyi şeyler yapıyoruz gibi düşündüğünüz oluyor mu?

    -B: Yani, sıkılmak diyemeyiz ama yıllar önce yaptığınız başka bir şey gibi oluyor o parçalar. Sadece şaşırtabiliyor bazen. Sıkılmak benim yaşadığım bir duygu değil eski albümlerimiz konusunda .

    -H: Bana mesela şu sıralar ikinci albüm üçüncü albümden daha çok heyecan veriyor şu sıralar. Hatta geçenlerde de bu konu hakkında konuşmuştuk davulcumuzla. Mesela üçüncü albüm daha yakın ve yapmak istediklerimizi yaptığımız bir albümken ikinci albümde çok net bir kargaşa durumu var, her açıdan. Bu istesen olcak bir şey değil bence. Bir tarafta piyano ve vokaller bir tarafta deli diye bir şarkı, bir tarafta pop’a yakın bir şarkı ve ne olduğu belirsiz bir çok şarkı bir arada o albümde. Sanatsal anlamda daha heyecan verici bir albüm. Gül Dikeni de biraz tutuk bir albüm ama o da bizim için çok önemli başka bir kapıyı açtı.

    Mor ve Ötesi’nde klasik bir rock star imajı yoktu uzun önceleri gerçi şimdi de klasik rock star imajınız yok ama giyim, kuşam, tarz değiştirme kararınız nasıl oluştu?

    -H: Bizim bu konuda kararlarımız oldu. Birileri bizim kıyafetimize, tarzımıza karışsın istedik. Daha sonra da karışanların karıştıklarına saygı duyduk. Bunun sebebi de uzmanı olduğumuz işin uzmanı olmadığımız yan kolları var ve o yan kollarda en iyiyi kendinin bildiğini iddia etmek sonuç olarak vasıfsız denilebilecek kadar kalitesiz işlere yol açabiliyor. Bu sebeple de kamusal alanda çok şık görünmemiz gerekiyor. Bunun sebebi de kabul edilebilirliği arttırmak. Tüm dünyada da kanıtlanmış bir şey var ki ‘eğer iyi giyinirsen daha çok dinleyenin olur.’

    Bu tarz değişikliği Mor ve Ötesi dışındaki hayatınıza da yansıyor mu? Günlük hayatınızdaki kıyafetler de değişti mi?

    -H: Kişiden kişiye ve andan ana değişebilir bu. Mesela ben kıyafet konusuna hiç kafa yormamış olduğum için hep çok az kıyafetim olur onlar da umumiyetle hem sahnede hem gündelik yaşamımda giyecek şekilde olurlar. Üç tane gömleğim var onları giyerim gibi...Ama dediğim gibi kişiden kişiye değişir bu.

    Siz daha medyatiksiniz ya da daha kolay ulaşılabilir gibisiniz. Basında bir çok yerde yer alabiliyorsunuz ya da çok daha ortalıkta olabiliyorsunuz. Kıyaslama gibi düşünmeyin ama örneğin Duman’a ulaşmak istense onları bulmak çok daha zor.Huh?

    -B: Popüler olma kaygısı yaptığımız işlere yansıyacak kadar yok kafamızda. Bir de grubu oluşturan her bireyin bir mizacı ve hepimizin Mor ve Ötesi olarak bir mizacımız var ve bu gerçekten çok dışa dönük paylaşmayı, anlatmayı seven bir yapı.

    H: Bizim aslında medyaya farklı tür bir bakışımız var. Bir süredir medyaya kendimizi anlatmaktan çok dünyaya bakışımızı anlatmaya çalışıyoruz. Medya şu anda bir çöplük halinde ve o çöplük içersinde kendimize alanlar açmak durumundayız. Etrafta göremediğimiz, bu konularla uğraşmayan insanlar da birazcık önem eksenlerini dış dünyadan kendilerine kaydırmış insanlar olarak görünüyor bizim gözümüze. Çünkü elinde bir mikrofon olan ve olup biteni görecek kadar birikimi olan insanların her gün değil, her ay değil ama kariyerlerinde sadece bir gün için bile olsa ses çıkarmalarını insan istiyor.

    Bizim için müziğimizi anlatmak önemli değil, dünya görüşümüz daha önemli.

    Albümdeki sözleri daha çok kim yazıyor?

    -H: Mor ve Ötesi yazıyoruz imzayı çünkü bizim için üretimin esasını temsil ediyor. Dört kişinin ortaya çıkardığı işin, dört kişiye mal olması gerektiğini düşündüğümüz için sözler de albüm gibi hepimizin imzasını taşıyor.

    Grubun bireysel imzalarını albümde göstermemesi daha bağlı bir grupmuş izlenimi verdi bana. Yani telif haklarında şarkı sözleri, besteler ve tüm ayrıntıların gideri başkayken sizde herkes herşeyden sorumlu...

    Konserler dışında da beraber takılıyor musunuz sık sık, sanırım bu bir grubun dağılmaması için çok önemli?

    -B: Oluyor tabii. Hepimiz iyi arkadaşız. Ama bazen müzikle vakit geçirdiğimiz zaman herkese ayırmış olduğumuz zamandan çok daha fazla olduğu için dışarda da görüşmeyebiliyoruz.

    -H: Hatta bazen bizim genel hayatımız o turneler, konser dönemleri oluyor ve sosyal bir ortamda ortak vakit geçiriyor oluyoruz.

    Normal hayatınızın akışında değişimler olsa da çevrenizdeki insanlarla diyaloglarınız değişti mi?

    -B: Bence değişen çok şey olmadı çevremizde ama yeni bir çok insan eklendi hayatlarımıza.

    -H: Son yaptığımız turneden sonra çok fazla duygu ve düşünce patlaması yaşamaya başladım. Uyumadan önce, yürürken, ve normal hayatımı yaşarken insanların daha çok gündemine girdiğimizi hissettim. Zaman çok hızlı akıyor gibi çok farklı bir histi bu ama adını koyamıyorum. Turnenin son iki gününde çok fazla enerji yüklendim. Oldukça garip bir histi.


    Savaş karşıtı bir çok proje yapılıyor dünyada. Sizce bu dünyada ulaşması gereken yere ulaşıyor mu?

    -B: Bu bir isyan ve bir çağrı durumu. Eskisine göre çok daha fazla karşı ses yükseliyor. Eskiden Amerika bizim eski abimizken herkesin kuşkulandığı, karşısında durduğu bir sorun oldu.

    -H: Gerektiği yere ulaşmıyor, çünkü sonuç alınamıyor ama bu bir isyan ve buna karşı çıkmaya devam etmek zorundayız.

    Geçen sene Rock’n Coke’a katılmayı reddetmiştiniz. Fakat Fanta turnesine katılmıştınız, peki bu sene Rock’n Coke’a katılmayı düşünüyor musunuz?

    -B: Bu sene de Rock’n Coke’a katılmayacağız.

    Dünyada hangi müzisyenleri takip edersiniz?

    -B: Grupta herkesin ortak sevdikleri varken çok farklı zevkleri de vardır. Çok da fazla var, say say bitmez ama genel olarak hepimizin hayatında müzik çok etkili olmuş.

    Kerem Özyeğen çok iyi rock tarihi bilgisine sahiptir. Onun dışında davulcumuz Kerem Kabadayı ise daha sert tonlu müzikten hoşlanır. Endüstriyel müzik, elektronik müzik ve rock tarihinden çok etkilenmiştir. -King Crimson, Led Zeppelin...

    Ben de eğitimim sırasında özellikle klasik müzikle daha sonrasında da elektronik müzikle ve modern rock ile ilgilendim.

    -H: Ben müzik konusunda konuşmuyorum. Çocuklar benden çok daha iyi müzik dinleyicisi. Ben de biraz popüler müzik zevkine sahibim sanırım. Çok fazla sevdiğim grup olmuyor. Ama bir iki kişiyi say dersen Radiohead, Jeff Buckley dinlemekten keyif alıyorum.

    -B: Harun bu konuda hep çok mütevazi gösterir!

    Rock geri dönüyor diye bas bas bağırıyor yabancı müzik dergileri, sizce burada da geri mi dönüyor yoksa?

    -B: Genelde iki yıllık gecikme ile bize dünyada olup bitenler geliyor. Fakat elektronik müzik hep vardı. Sadece çok patlayan dans müziği oldu ve onun kültürü, dansı, kıyafetleri ve her şeyi moda kültürü olarak yerleşti bizim hayatımıza da ama bir moda akımı olarak yerini alacaktır. Rock müziği kendisini kanıtlamış olan bir müziktir. Yıllar geçer bir sürü akım oluşur ve en nihayetinde yine o bas, gitar davul üçlüsü karşımıza çıkar. Bu asıl formül insanlara çok daha kalpten his verebiliyor bence.

    Türkiye’de çok başarılı çıkış yaptığını düşündüğünüz gruplar var mı?

    -H: Sakin, Anima, Direct-T, Çilekeş, Deli gibi gruplar ve bunun dışında yeni olmasalarda Gripin de başarılı.

    Soundtrack?

    -H: Mustafa Hakkında Her şey’den sonra film müziği yapmanın çok keyifli bir şey olduğuna karar verdik. Filmlerine müzik yapmak istediğimiz yönetmenlerden Fatih Akın ve Reha Erdem ilk aklıma gelenler.

    Yönetmenler.

    -B: Bernardo Bertolucci, Michael Winterbottom, 21 Gram’ın yönetmeni Alejandro González Iñárritu, bir de animasyonlara biraz takıldım bu aralar ve Miyazaki ile tanıştım. Türklerden de Nuri Bilge Ceylan’ı da çok beğeniyorum.

    -H: Çok iyi festival izleyicisi olduğumu söylemeliyim. Film festivallerinde neredeyse 40 filme giderdim eskiden ve bence festival müthiş bir şey. Yönetmenlerden de Lars Von Trier benim favorilerimden biri.Onun dışında Stanley Kubrick severim. “Otomatik Portakal” her durumda izleyebileceğim, çok keyif aldığım bir film mesela. Amerikan bağımsız sinemasını da çok beğeniyorum ve bence onlar küresel dünyanın vicdanı ve onları desteklemek lazım. Michael Moore çok önemli bir adam mesela. Aylin Güngör 

     

                 Image hosted by Photobucket.comwww.morveotesi.comImage hosted by Photobucket.com                       

                                                                                                   

     

                                       Photobucket - Video and Image Hosting   

     

                           

                          Image hosted by Photobucket.com

     

                                    

     

                                                                                   

                                                           

         

     
      
        
     Image hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.comPhotobucket - Video and Image HostingImage hosted by Photobucket.comImage hosted by Photobucket.com   

    5000'i aşkın "mor ve ötesi" fanının buluşma noktası..Image hosted by Photobucket.com

    Image hosted by Photobucket.comwww.morveotesifan.comImage hosted by Photobucket.com 

    Photobucket - Video and Image Hosting

    November, 2005

    Talking about Jesus is calling

    Image hosted by Photobucket.com

     

    Quote

    Jesus is calling

    Jesus is calling.

    Click here and watch the flash-video that for me is a very beautiful illustration of our christian walk and God's love and faithfulness towards us. Chose the video on the upper right of the webpage, called "Duty". God bless you!

     

    October, 2005

    For Tomorrow..;)

     http://spaces.msn.com/members/seeneem 

     

    Sokak çocukları için turuncu bileklik 

    Lance Armstrong'un 'Livestrong' sarı bilekliği, Nike'ın siyah-beyaz

    ırkçılığa karşı bilekliği, Live8'in beyaz bileklikleri... Şimdi de Sokak

    Çocukları Kampanyası'na destek vermek için; 'For Tomorrow'

    yazan turuncu bileklikler...

    Unicef, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Kadın Çocuktan

    Sorumlu Devlet Bakanlığı gibi ilgili bakanlıklar ve kuruluşlar

    el ele vermişler. Hedef bir milyon bileklik. Tanesi 2 YTL.

    Image Preview

    Gelir; sokakta yaşayan ve çalışan çocuklara yardım ve eğitim

    desteği amacıyla kullanılacak. Hedef; 6-10 yaş arası çocukların

    okula devamını sağlamak. 10-14 yaş grubu çocukları eğitime

    kazandırmak, ebeveynleri eğitim programına sokmak.

    For Tomorrow' bileklikleri; Vakko Butik, Vakko, Vakkorama,

    Remzi Kitapevi, D&R, W'larda bulabilir, ya da

    Turkcell 3005'a adınızı, soyadınızı ve adresinizi

    yazarak sms çekebilirsiniz. 5 yıl sonra 1,5 milyon çocuk

    sokaklarda yaşamak zorunda kalmasın!

    Haber: 01.08.05 Sabah Günaydın, Ayşe Özyılmazel

    http://www.fortomorrow.org

    Image Hosted by ImageShack.us

     

     

    Sizden Gelenler..?

     

                          

       

                                      

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    loading

                    

    Image hosted by Photobucket.com

      loading

    Image hosted by Photobucket.com

     

     
      

     

     

      

    Wild Wild Africa             Image hosted by Photobucket.com

    loading

          

    I Wish You..

    I Wish You . . .

     

    When you're lonely            
                 I wish you
    LOVE.  

     
    When you're sad                  
              I wish you
    JOY.  

    When you're discouraged  
                 I wish you
    HOPE.  

    When life is stressful         
                                 I wish you inner
    SILENCE.   

      When your spirit is empty   
                                  I wish you simple
    BEAUTY.   

    When you're troubled       
                      I wish you
    PEACE.    
      
      

     

      

      

      

    Sadece Tanrı ümit verebilir,
    ama sen arkadaşlarına güven verebilirsin.

     

    Sadece Tanrı sevgi verebilir,
    ama sen başkalarına sevgiyi öğretebilirsin.

     

    Sadece Tanrı barış verebilir,
    ama sen birlik yaratabilirsin.

     

    Sadece Tanrı güç verebilir,
    ama sen cesareti kırılana destek verebilirsin.

     

    Sadece Tanrı yoldur,
    ama sen başkalarına gösterebilirsin.

     

    Sadece Tanrı ışıktır,
    ama sen herkesin gözlerinde bu ışığı parlatabilirsin.

     

    Sadece Tanrı iman verebilir,
    ama sen senin tanıklığını sunabilirsin.

     

    Sadece Tanrı yaşamdır,
    ama sen başkalarının hayatına tat verebilirsin.

     

    Sadece Tanrı imkansızı gerçekleştirebilir,
    ama sen mümkün olanları yapabilirsin.

     

    Sadece Tanrı kendine yeterlidir..
    O sonsuzlara kadar kutsaldır..Tüm yücelik ve görkem Onun olsun
     

    What A Beautiful God!
     
    What a beautiful God
    What a beautiful God
    And what am I, that I might be called Your child
    What am I, what am I
    That You might know me, my King
    What am I, what am I, what am I
                     *Shawn McDonald Lyrics

    Remember…

     

     

     

     

     

    Remember…God Knows When you are tired and discouraged from fruitless effort, GOD knows how hard you have tried. When you've cried so long your heart is in anguish, GOD has counted your tears. If you feel that your life is on hold and time has passed you by, GOD is waiting for you. When nothing makes sense and you are confused or frustrated, GOD has the answer. If suddenly your outlook is brighter and you find traces of hope, GOD has whispered to you. When things are going well and you have much to be thankful for, GOD has blessed you. When something joyful happens and you are filled with awe, GOD has smiled upon you. Remember that wherever you are or whatever you are feeling, GOD knows! 

                               

    (¯`v´¯) 
                                `*.¸.*´ 
                                 •´¸.•*¨) ¸.•*¨) 
                              (¸.•´ (¸.•´ .•´ ¸¸.•¨¯`•.

                                                   

     

     

     

     

    This is the way..                              

     

    Because you have made the Lord your refuge ...

    No evil shall befall you ...

    for He will give his angels charge of you to guard

    you in all your ways ...

     

    Heartbeat

     

     Be imitators of God

    as beloved children

    and walk in love

     

     

    Heartbeat

     

    Let us love one another

    because love is God

     

    Heartbeat

     

    Love is patient

    Love is kind

    It bears all things

    Believes all things

    Hopes all things

    Endures all things

    Love Never Fails

     

    Heartbeat

     

    If we love one another

    God abides in us

    and His love is perfected in us 

           

     

     

     

     

    Running AIM? Click to install

    Running AIM? Click to install

    Running AIM? Click to installRunning AIM? Click to install

    Running AIM? Click to installRunning AIM? Click to installRunning AIM? Click to installRunning AIM? Click to installRunning AIM? Click to installRunning AIM? Click to install

     

     

     

     

                                                                  

     

    Gerçekten Yok mu ? Nası olmaz yaa ;))

    Doğru kadın yok ki!                                             

    "Aşk" aslında son derece basit bir formüldür! Bileşenlerin oranını iyi
    hesapladıktan sonra, istediğiniz herkesi birbirine aşık edebilirsiniz!


    Geçen gece arkadaşlarla yemekteyiz. Yeni tanıştığımız bir doktor var aramızda. Pek yakışıklı. Ama yemeğe yalnız geldi. Bir ara dayanamadım, "Sevgilin yok mu senin?" diye soruverdim. "Var" dedi gülerek, "hem de bir sürü"... Biliyorsunuz, ne kadar çok sevgilisi varsa, aslında o kadar yalnız demektir o kişi. Bunu söylemeden duramadım elbette. 

     Haklısın, gerçekten yalnızım ama artık 'doğru kadın' yok ki" dedi doktorumuz. Tanıştığı kadınların aralarında sahiden evlenmek isteyeceği birini göremiyormuş. "Hayatımı onlardan biriyle geçirmeyi düşününce tüylerim diken diken oluyor!" diye de ekledi. Sonra da evliliğe nasıl inanmadığını, aslında insanların onca yıl beraberce ve aşkla yaşamalarının imkansız olduğunu anlatmaya koyuldu ezberden, heyecanla ve ısrarla. Çevresindeki evliliklerden aklı karışmış belli ki. Pek sıkıcıydı doğrusu! Neyse, biz kız arkadaşımla bu doktora bir oyun etmeye karar verdik. Evlenmek isteyen bir arkadaşımızla aralarını yapacağız. Aşk garanti! Zira iki kişiyi birbirine aşık etmek son derece kolay! Nasıl olduğunu öğrenmek ister misiniz? 

      İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:

    Diyelim ki bu doktor arkadaşımızla bir kız arkadaşımızı evlendireceğiz... Tabii öyle kuru kuruya değil, aşık olup da evlenecekler... Böyle bir durumda işbirliği yapacağınız taraf dişi taraftır. Tam bir işbirliği tabii. Yoksa her şey boşa gider. Erkeğin ağzından duyduğunuz "Şöyle özellikleri olan, karakteri böyle olan..." türü tanımlamalarla kız arkadaşınıza küçük bir rötuş yaptıktan sonra, onları "tesadüfen" bir araya getirmekle başlamak en iyisi. Sonra iyi bir "çift taraflı ajan" görevi üstlenip ilişki süresince tarafların birbirlerinden şikayetçi oldukları durumlara müdahale eder ve durumu nasıl idare edecekleri konusunda yol gösterirseniz, her şeyin gayet yolunda gittiğini görürsünüz. Bir de "çevre faktörü"nü üstüne sos olarak ekler ve ikisine de birbirlerini överseniz, yetmezse arada bir kavga ettirirseniz, sonra da sanki siz zorla barıştırmak istermiş gibi aracılık ederseniz... Oohhh, ne kolay! Aşk garanti dedim ya! "Aşk" aslında son derece basit bir formüldür! Bileşenlerin oranını iyi hesaplamak koşuluyla tabii ki... İnsan bir ritme aşık olur. Notaların hassas ayarını tutturmak için, ortamı biraz dinlemek yeter. Bugünkü yazımın ana fikri şu: Arkadaşımızın aşık olup evlenmesi aslında sadece bizim bu oyunu oynamayı isteyip istememize bağlı. Belki sıkılıp başka bir oyun oynamak isteyiverir canımız. Kadın milleti değil miyiz, bugün bunu istiyorsak yarın başka şey geliveriyor aklımıza. Benim canım bir gün herkesi aşık edip evlendirmek için "Evlilik ve Aşk Oyunları Merkezi" kurmak isterken, ertesi gün şarkı sözü yazarı olmak istiyor. Ah, bir karar versem ne istediğime! İyi oyunlar herkese... 

    Erkek köşesi !

    "Doğru kadın"ı nasıl bulursunuz? Bir erkeğin "doğru" kadını bulması kadar kolay bir şey yoktur aslında. Çevrenizde güvendiğiniz bir kadın size "doğru" kadını birkaç gün içinde bulabilir. Yani çöpçatanlığınızı yapacak zeki bir bayan arkadaş bulmanız, aradığınız "doğru kadın"a giden en kısa yoldur. "Peki iyi bir çöpçatanı nasıl bulacağız?" derseniz, çevrenizde evliliği sağlam giden bir çiftle yakınlaşmanızın yeterli olacağı malum. Ne de olsa mutlu kadınlar herkesi evlendirmek ister. Hem de laf olsun diye değil, onlar da kendisi kadar mutlu olsunlar diye evlendirmek isterler.. 

     

    Just Set Me Free ! !


    CEM KÖKSAL’ın ilk albümü “SET ME FREE!!” Universal Müzik Türkiye etiketi ile müzik dünyasına yeni bir nefes getiriyor. Daha doğru bir deyişle nefesleri kesiyor…

    İnanılmaz bir gitar virtüözü, çok kuvvetli bir sound, akıp giden binlerce nota ve onların beraberinde gelen, yer yer barok müziğin etkilerini taşıyan güçlü melodiler…

    Ülkemizde daha önce pek denenmemiş “Hard’n Heavy” türünde, tamamı İngilizce sözlü ve enstrümantal parçalardan oluşan yeni bir albüm.

    Tüm elektrik ve akustik gitarlar, bas gitarlar, klavyeler CEM KÖKSAL tarafından çalınmış. Albümde, vokalde karşımıza çıkan Türk Rock müziğin en önemli gruplarından bir isim PENTAGRAM’dan Murat İlkan ve davulda ŞEBNEM FERAH’ın ekibinden Aykan İlkan. Bir rock albümü sınırlarını aşan baladlar, klasik düzenleme ve keman konçertoları, gitar tekniği sınırlarını zorlayan sololar… “Sert müzik” ve “melodi” kavramlarının bir arada bulunabileceğinin en güçlü kanıtı…

    11 şarkının yer aldığı ve tüm söz,beste ve düzenlemelerin CEM KÖKSAL’a ait olduğu “SET ME FREE!!” albümünün ilk klibi “Winding Road” isimli şarkıya çekildi.

    www.cemkoksal.com

    loading

         

     

      demtr    Grup olarak birlikte çalışmaya başlamamız yakın bir zamana tekabul etse de beste ve kayıt olayı 2003 Eylül'e dayanmaktadır. Tıkla Dinle :)

    http://www.purevolume.com/demtr 

    Bar programlarında ve yabancı repertuar çaldığımız ortamlarda DeM Cover Project , beste ve Türkçe şarkılar çaldığımız ortamlarda ise DeM olarak vukuu bulmaktayız.Hedefimiz her grup gibi bir albüm.Umarız yakın zamanda başgösterir.Ve umarız bizi dinlemeye devam eder ve düzeyli yorumlarınızı esirgemezsiniz.(grupla irtibat için: demorthem@yahoo.com )

    Göktuğ ŞAHİN - Vokal / Gitar Volkan AKÖZ - Gitar / Geri Vokal Barış YETKİN - Davullar Ertuğrul KULAKSIZOĞLU - Bas Gitar / Geri Vokal Fatih PEŞMEN - Klavye /Synth     www.demiz.biz

     

     
    Yeni Serdar Öztop Albümü -- Mutluluğun Gözyaşları
     
    2002 yılında, Türkiye’nin ilk sözsüz rock gitar albümü olan “Sükut”u çıkartan Serdar Öztop, yeni albümü “Mutluluğun Gözyaşları” ile yeniden dinleyicisiyle buluşuyor.

    Serdar Öztop’ un uzun süredir beklenen albümü “ Mutluluğun Gözyaşları “ için geri sayım başladı. 15 Eylül’ de müzik marketlerde yerini alacak olan albümün bir ilk niteliğindeki en büyük sürprizi, Türkiye’ nin önde gelen müzisyenlerinin katılımı ile her parçada ayrı bir basçı ve davulcu ile çalışılmış olması.Bunun yanı sıra yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgı ustalarının da performansları ile özelleşen albümün ikinci büyük sürprizi ise Serdar Öztop’ un bir kaç şarkıda kendi vokal kabiliyetini sergilemiş olması.

    Albümünde sanatçıya destek veren dostları: Davullarda; Volkan ÖKTEM, Cengiz BAYSAL, Burak GÜRPINAR, Cem AKSEL, Arbak DAL, Turgut BEKOĞLU, Aydın ŞEREF, Deniz GÜNGÖR, Utku ÜNAL, Gökçe DAYANÇ, bas gitarlarda; Nurhat ŞENSESLİ, İsmail SOYBERK, Tarkan GÖZÜBÜYÜK, Kerem TÜZÜN, Murat TÜKENMEZ, Burak KULAKSIZOĞLU, Alp ERSÖNMEZ, Sunay ÖZGÜR, Demirhan BAYLAN, İlker ÖZALP, vurmalılarda; Mehmet AKATAY, nefeslilerde; Toygun SÖZEN, Mehmet ÜNAL, Bulut GÜLEN, yaylılarda; Gündem Yaylı Gurubu. Ayrıca Nev albüme adını veren parçaya yaptığı vokal nameleriyle, Zeynep ARIKAN ve Murat KÖSEOĞLU ise sözlü parçalara yaptıkları geri vokalleriyle çalışmaya renk katan isimler arasındalar.
     

    loading

     

    51promil51Promil - http://www.51promil.com/

    2002 yılında kurulan grup demo kaydetmektedir. Eylül ayında yayınlanacak "Dinle" adlı demodan önce "cover demo" yayınlamıştır. 2-3 yıldır okul grubu olan 51Promil 2005 ten itibaren barda sahne almaya başlamıştır.

    Tıkla Dinle :) http://www.purevolume.com/51promil

     

    Love..

       

    is patient, love is kind

    it does not envy

    it does not boast

    it is not proud

     

    Love is not rude

    it is not self ~ seeking

    it keeps no record of wrongs

     

    Love does not delight in evil

    but it rejoices with the truth

    It always trusts, always hopes, always perseveres .. 

      Love Never Ends   

    Unashamed Love

     
      
     







    You're calling me to lay aside the worries of my day
    To quiet down my busy mind and find a hiding place
    Worthy
    Worthy
    I open up my heart and let my spirit worship Yours
    I open up my mouth and let a song of praise come forth
    Worthy,
    You are worthy
    Of a child-like faith
    And of my honest praise
    And of my unashamed love
    Of a holy life And of my sacrifice
    And of my unashamed love

     
     
     
     
     

     

     

     

     

                                            loading                                      

    October, 2005

    Pebble

     

    My Site

    Web counters